bir kaşık yok!

yıllarca, bir filmden çıkan bir repliği çok da sallamadan kullandım, bugün ilk kez ona farklı bir biçimde bakıyorum.

"bir kaşık yok!"

buradaki kaşık nedir?

sanırım doğrluk... ama olaya hep farklı bir açıdan bakmışım.

bir "kaşık" yok değil, "bir" kaşık yok.

öncelikle hareket noktamızı belirleyelim. gerçek tektir. gerçek, bilinenden bağımsız olarak, salt oluşuyla, duruşuyla, her yönüyle tektir. burada hareket noktası da şudur, o gerçekliği bilen biri vardır. tüm parametrelerin üstünde, her şeye hakim bir göz vardır. (burada kast edilen, her şey olabilir, tanrı, laplace'ın şeytanı..) bu göz, her şeyi kaydeden zaman dahi olamaz, çünkü zaman dahi görecelidir.



"bir kaşık yok"

ne demektmiş bu...

kaşık nedir? doğru. kişinin bildiği gerçeklik. kişinin doğrusu.

"bir" doğru yok.

eğer, ben o kaşığı eğik görebiliyorsam, yani benim için o kaşık üst gözün gördüğünden bağımsız olarak eğriyse,
 benim doğrum o kaşığın eğik olduğudur..

ben onu eğri görüp bunun doğru olduğunu biliyorsam ona inanıyorsam, o benim için gerçektir.

 eğer orda bir kaşık yoksa, yoktur, bu doğrudur, bu gerçektir.

bir başkasına göre, orada birkaşık varsa, o da doğrudur, bu da gerçektir. (doğrunun göreliliği gerçektir)

bu açından bakarsak; birden fazla doğru var ve sen hangisini alırsan o gerçektir.

ilk başta bahsettiğimiz hareket noktasına geri dönersek.
"gerçek, tektir. bir şey aynı anda bir çok şey olamaz. "

o halde, kişiden gişiye değişen doğruluk, yani bir başka değişle, gerçeklik... eğer, gerçeğin gerçekliği de değişebiliyorsa, demek ki -tek olması gerekliliğinden- gerçek yoktur...

"gerçek vardır, inanmazsın, doğru değildir" doğru mudur? doğrudur.

şimdi gel de çık işin içinden,

gerçek yok, e doğru yok, doğru yoksa inanmak da yok..

biz yine kendi doğrularımıza inanalım, onları gerçek kılalım benjamin...


-bir doğru yok dedirten ilham kaynağına ithaf edilmiştir ;)-

1 yorum: